Aynı

Bu muğlak senaryolardan bıktım elbette
Ucu, kendi başına çıkan yollarda
Ne işimiz vardı bizim?
Ne arıyorduk ki sahi?
Hiçbir şeyin aranarak bulunamadığını
Bildiğimiz halde üstelik
Bir ipin ucunu tutuyoruz gülerek sonra
Bir ezgi, bir cümle, olmadı bir tebessümden
Çekmeye başlıyoruz nedense
Sanıyoruz ki kafamızı çevirip
güneşi buyur eden pencerelere bakınca
Gerçekten farklı olabilir bir şeyler
Bir ihtimal muaf olabiliriz her realiteden
Belki bağışlanır insan olmak suçumuz
Attığımız her adım safi 
Fıtratı su götürmez bir merhamet olan kuşların
Samimi memleketlerine götürür bizi
Fakat ölü bir şair yanında götürmemiş şu dizesini
Kuşlar da kaderle uçuyor
İster inan, istersen reddet
Ve hatta istersen küfret 
Bilki hiçbir şey değişmiyor
Bin yıllık ağaçların kökleri dahi aynı
Kuşkuyla baktığım gökyüzü aynı
Anlatmaya çabaladıklarım hep aynı
Sen bile aynısın hâlâ
Biraz olsun değişebilsen
Ucu, kendi başına çıkan yollarda bırakıp
Ne varsa küfeme yüklenmiş
Gelirdim yanına.

Ahmet Hazar Ertaç
1/17