Zaman Biz Kör iken Kesişir

Böylece geceler geçti
Kan çanakları, şakak sancısı, avurtlarımda beyaz
Sonra hissiz bir karanlığa evrilişi boşluğun
İçime mutlak sınırlar çizercesine
Tepetaklak ve katı
Misâl, birkaç adım ötelenmesine dünyanın

Ve insanın hep şuracığında kalışına
Şahit olduğumdan
Hangi şarabı döksen toprağa acır derim
Acır ve geçer geceler
Penceremde hiç volta atmamışçasına.

Böylece günler geçti
Aşıp belirsizliğin akşamüstü çizgilerinden
Belki de değer diye yedi katına göğün
Durmaksızın anlattım, yorulmadan sustum
Bazı da bir mektuba uysun diye eğip büktüm
Kaç harf biliyorsam kaç hece
Kaç özlem kaç hata ve anı
Sonra başka bir gün koyarlar önümüze
Herhalde budur deriz hep en dayanılmaz olanı.
Nihayet öyle bir gün gelir öğreniriz
Hep bir sonraki dizesi daha da acıklıdır ömrün
Ve hep ardı başka bir gün
Işığın biz kör iken yaratıldığı
Sonra da gelip geçer deriz günler
Uykulara hiç teslim olmamışçasına.

Böylece yıllar geçti
Hayatın boşluklarından sızarken zaman

Her şey terk etmişti dünün aynasını ben hariç
Hariçtim ve kendi boşluklarımı seyrettim
En az kendim kadardılar.
İki bayık göze bulut kokulu tütün

Yargılar doğurdum kendimce nedir bu
Nedir bu bilmiyordum ve eksik

Üstelik iz bilmediğim şehirlere düştüm ani
Sora sora bulup içimin yolunu
Katı yaşımdan çok binalara küfrettim.
İşte böylece yıllar geçti
Hâlâ bilmiyorum ve eksik
Hâlâ hür kuşların şarkısındadır dilim
Sanki ömür, ölümden zincirlere vurulmamışçasına.


Ahmet Hazar Ertaç
5/18