Denemeler

SIFIR ÇARPI BİR 

‘’Bir’’ olan şeyler biraz ezberletilmiş gibi gelir bana hep. Rölatif bir algıdır. Vahdet-i vücud ekolünde ‘’Lâ mevcude illa hu’’dur. Yani ‘’O’ndan başka mevcut yoktur.’’ Var olan bir tek Tanrı’dır. Onun dışındaki her şey O’nun yansıması kabul edilir. Peki, bunu diyebilecek bir insanın gördüğü ve hissettiği bütün üç boyuta ne derece büyük bir âlâkasızlık beslemesi gerekmektedir? Daha da ilginci, kendisini ve diğer her şeyi ‘’sıfır’’ sayabilmek. Uzak ve yakın sonsuzun arasında kocamanlığı hiçbir şey ifade etmeyen koskocaman bir sıfır olduğunu kabul edebilmek. Uslanmaz bir nihilist olan Gorgias, ‘’Hiçbir şey yoktur, olsa bile bilinemez.’’ dediği zaman vahdet-i vücudculardan daha mı az inanmış oluyor ‘’bir’’ olana? Neden sıfırın her sayıyla çarpımı yine sıfırdır? Çünkü insan aklı ‘’sıfır’’ olanı daha net kavrayabilecek şekilde ‘’bir’’ olan tarafından dizayn edildiği için, kendi varlığını da ‘’sıfır’’ olarak görüyor. Böylece içine giren ‘’biri’’ ve onun yansıması olan hiçbir şeyi algılayamadığı için yine kendisine yani sıfıra çeviriyor.  Bunun sonucunda en fanatik panteist ile nihilist Gorgias aslında aynı şeyi söylemiş oluyorlar: ‘’Bir’’ vardır ve her şeydir. Ancak ‘’sıfır’’ ile algılanmaya çalışıldığı için nihayetinde her şey sıfırdır.

Ahmet Hazar Ertaç
4/18

SEMBOLİK PASLI DEMİR YANSISI

-"Anne bak ne demiş Çehov; Ne kadar harika bir gün, çay mı demlesem kendimi mi assam bilemedim. Sence bunu Dostoyevski'nin söylemesi gerekmez miydi?"
-"Çayını içtikten sonra assın."
-"Konu o değil."
-"Banane. Akşam balık yiyelim mi?"

Olmamış olmasın diye oldurulan şeyler bir noktada can sıkıcı hale gelebiliyor. Günler birbirini kovalarken, patlak sokak lambalarının sayısının artması bizce çok hoş karşılanan bir durum olmayacak gibi. Belki de ismini unuttuğum o filozof haklı; geçmiş ya da gelecek diye bir şey yok, sonsuz bir şimdi var. O halde bir an öncesini hiç yaşanmamış saymamız gerekiyor çünkü o an şimdinin geçmişi değil, o anın şimdisiydi. Nasıl yani, gerçekten böyle mi? Şu anımız bir saniye öncesinin geleceği değilse eğer... Kardeşim çakmağını verir misin kafam şişti. Dedemin evinin önündeki bahçede şeftali yetişiyordu eskiden. Özür dilerim, eskiden diye bir şey yok. Eski bir şimdide orada şeftali ağacı vardı. Şimdinin şimdisinde de orada bir şeftali ağacı olabilir ama Schrodinger'in kedisine göre bunu öğrenmek için gidip bakmam lazımmış ve orada bir şeftali ağacı yoksa o ağacı ben kesmiş olurmuşum. Çünkü kesildiğini kesin olarak öğrenene kadar zihnimde o ağaç hala meyve veriyormuş. Bu evrende her şeyin olma ihtimali yüzde elli mi sevgili baba? Olmamış olmasın diye oldurulmuşsa ayrı. Çünkü başta da belirttiğim gibi can sıkıcıdır ve can sıkıcı şeylerin olma ihtimali yüzde yüzdür. Her neyse, dün gecenin şimdisinde balkona çıktım ve o ağacın olduğu yere herhangi bir ışık vurmadığını gördüm. Galiba bir sokak lambası daha patladı. Biliyor muydun, üç devletin toplamı bir savaş eder. Bir savaş birden fazla milleti perişan eder.Birden fazla millet, devleti imparatorluk yapar. Bir dünyada iki imparatorluk olmaz. Unutmadan söyleyeyim, kırk devlet bir sokak lambasını tamir edemez. Birhan Keskin'in içindeki nar patlarsa da bunun hesabını kimse veremez. Bayramların ne kadar sürdüğü hakkında bir fikri olan var mı? Bak, henüz bayramdan çıktık. Bunu gözlemlemiş olmanız gerekiyordu. Arkalardan uzun boylu bir genç kalkıp ramazan üç kurban dört gün sürer dedi galiba. Kimdi o bağıran? Her kimse artık, yanılıyor. Her bayram, son yolcusu uğurlanınca biter. Adamı çıldırtmayın lütfen. Hiçbir şey olmamış olmamak için olmasın, şeftali ağacını kimse kesmesin, Birhan Keskin'e kimse dokunmasın ve lütfen artık birisi gelip şu sokak lambalarını tamir etsin.

Ahmet Hazar Ertaç
6/17